ANKARA / TEKHA
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, parti organları ve yol arkadaşlarıyla yaptığı istişareler sonucunda parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı aldıklarını kamuoyuna duyurdu.
Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, yayımladığı yazılı açıklamada küresel ve ulusal ölçekte yaşanan siyasi gelişmeler ile Türkiye’nin mevcut durumuna ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.
“Türkiye Medeniyet Kırılmasının Kesişme Noktasında”
İnsanlığın köklü bir medeniyet kırılmasından geçtiğini belirten Davutoğlu, yapay zeka, teknolojik dönüşüm ve jeopolitik gelişmelerin küresel düzeni derinden sarstığını ifade etti. Türkiye’nin bu kırılmaların kesişme noktasında bulunduğunu kaydeden Davutoğlu, ülkenin hem ciddi risklerle hem de büyük bir stratejik sıçrama imkanıyla karşı karşıya olduğunu bildirdi.
Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu değişimin ahlak, zihniyet, kurum ve siyaset devrimi olduğunu vurgulayan Davutoğlu, eğitimden ekonomiye, hukuk sisteminden siyaset kurumuna kadar birçok alanda gerileme yaşandığını savundu.
2028 Seçimleri Öncesi Sistemik Tehlike Uyarısı
2028 seçimlerine doğru ilerlerken geleceğe ilişkin uyarılarını sıralayan Davutoğlu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile kuvvetler ayrılığı ilkesinin zayıfladığını ve otoriterleşme eğiliminin hızlandığını ifade etti. Davutoğlu, “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem”e geçişin Türkiye için bir zorunluluk olduğunu savundu. Siyasette yaşanan kirlenmenin ahlaklı insanların siyasette kalma maliyetini artırdığını belirten Davutoğlu, Türkiye’nin ihtiyacının rövanş değil adalet, tasfiye değil restorasyon, kutuplaşma değil toplumsal barış olduğunu dile getirdi.
“Parti Siyasetinden Çekiliyoruz”
Gelecek Partisi’nin kuruluş sürecinden bu yana karşılaştığı engellere ve yürütülen siyasi çalışmalara değinen Davutoğlu, metnin sonunda siyasi faaliyetleri durdurma kararını şu ifadelerle açıkladı:
“Bütün bu çetin süreçler sonrasında bugün; yine ilahi kelamın ‘Allah, hiçbir kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez’ hükmü mucibince Rabbimize ‘Şahit ol Yarab! Bu çürümüşlüğün ve yozlaşmanın yaşanmaması için biz elimizden geleni, gücümüzün yettiğini yaptık’ niyazında bulunma makamındayız. Geldiğimiz noktada, genelde siyasi sistemin, özelde ise parti siyasetinin büyük bir çıkmaza girdiğini görüyoruz. Bir tarafta gücün tekelleşmesi, diğer tarafta alternatif siyasal güçleri etkisizleştiren parçalanma ile karşı karşıyayız. Siyasetin üst kademelerinde başlayan yozlaşma; parti farkı gözetmeksizin siyasi kadrolara, ardından sivil toplum kuruluşlarına ve nihayet toplumun her katmanına sirayet etmektedir. Mevcut siyasi mekanizmaların kendi kendini düzeltebilme kapasitesi büyük ölçüde tükenmiştir. Türkiye’nin siyasi düşünce ve demokrasi tarihinde belirleyici olmuş üç ana akım, bugün ciddi bir varoluş sınavıyla karşı karşıyadır. Muhafazakarlığı, milliyetçiliği ve çağdaşlaşma düşüncesini savunana herkesi günlük siyasetin dar kalıplarının dışına çıkarak hızla değişen dünya şartları karşısında köklü bir zihniyet devrimi gerçekleştirmeye çağırıyoruz. Muhafazakarlar ahlaki özü, milliyetçiler eşit vatandaşlığı, çağdaşlaşma düşüncesini savunarlar evrensel değerleri milli değerlerle buluşturmayı hedeflemeliler. Dünün tarih yorumları üzerinden sürdürülen kavgalarla; Bugünün güç ve çıkar mücadelelerinin ürettiği kutuplaşmalarla; Kişilere bağlı, kurumsallıktan uzak ve ahlaki ilkelerden yoksun siyaset anlayışıyla Yarının Türkiye’si kurulamaz. Bu değerlendirmeler ışığında, partimizin yetkili kurulları ve Gelecek Partisi’ni bugüne taşıyan dava arkadaşlarımızla yaptığımız istişareler neticesinde, kirlenmiş siyasi iklimin bir parçası olmamak amacıyla parti siyasetinden çekilme ve Gelecek Partisi’nin siyasi faaliyetlerini sonlandırma kararı almış bulunuyoruz. Bu, bir teslimiyet kararı değildir. Bu, ahlaki bir mesafe koyma kararıdır. Bu, siyasetten vazgeçiş değil; herkese, siyaseti yeniden düşünme çağrısıdır. Bu, Türkiye mücadelesinden çekilmek değil; Türkiye’ye karşı sorumluluğumuzu günlük siyasi hesapların üzerine çıkarmaktır. Yarının Türkiye’si; düşünce özgürlüğünün, liyakatin, hukukun, üretimin, sosyal adaletin, eşit vatandaşlığın, kurumsal etkinliğin, toplumsal barışın, özgün düşüncenin ve stratejik aklın Türkiye’si olmalıdır. Bizim mücadelemiz, herhangi bir makamla başlamadığı gibi herhangi bir parti tüzel kişiliğiyle de sona ermeyecektir. Bundan sonra da düşünce, ahlak, eğitim, bilim, kültür, uluslararası diplomasi, ekonomi ve toplumsal dayanışma başta olmak üzere her alanda ülkemiz için çalışmaya devam edeceğiz. Doğruyu teşvik edecek, yanlışa karşı uyarıcı sorumluluğumuzu sürdüreceğiz. Ve biz, Yarının Türkiye’si kuruluncaya kadar düşünmeyi, konuşmayı, uyarmayı ve milletimiz için çalışmayı sürdüreceğiz.”
